You are here:

Salda Gölü Gezi Rehberi

Türkiye’nin en derin ikinci gölü Salda, Burdur’un Yeşilova ilçesinin 4,5 kilometre uzağında yer alıyor.

184 m derinliğinde, ormanla kaplı tepeleri, kayalık arazilerinden oluşan küçük alüvyal ovalarla çevrili hafif tuzlu ve karstik bu göl’ün gittiğinizde aklınızda kalacak tek şey sizi huzuruna hapseden maviliği olacaktır.

Nisan aylarının akşam saatlerinde giderseniz kendinizi küçük bir kıyamet simülasyonunda bulabilirsiniz. Uzun bir yolculuktan sonra suratınızı kırbaçlayan rüzgar, gösterilen ‘’Türkiye’nin Maldivleri fotoğraflarıyla’’ oluşan hayallerinizi biraz Salda’ya düşürebilir ama üzülmek yok sezon açılmadan, sessizlik arayanlardansanız zaten bu fırtınalı görüntü sizi hayal kırıklığına uğratamaz.

Hemen sahilin girişinde kalan bungalov tarzı evler sezon açıldığında kiralanabiliyor ya da kamp sevenler için ayrılan ücretli bir arazi var. Sezon açılmadan gittiğimiz için her yer 2019’un nisanında ücretsizdi. Sık sık kurulmuş çadırlar ve yağ tenekesine yakılan ateş eşliğinde söylenen şarkılarda müessenin ikramı, tabi biz İstanbul’un kalabalığında kaçanlar kendimize manzaralı sessiz bir yer bulmak için gecenin bir vakti sahilde yürümeye başladık. Manzara için rüzgarı hiçbir zaman kestiremeyeceğiniz kıyının dibine kamp atmayın önünüzde sizi koruyan bir şey mutlaka olmalı, ağaçlar, arabalar v.b. Bir saat uğraştan sonra sonunda gecenin karanlığında, kamp alanımıza yerleştik.

Sabah bizi bulutlu bir hava uyandırdı. Biraz mevsimden biraz fazla hevesten o kartpostal görüntülerini öğle 12.00’a kadar göremedik. Size bir tavsiyem rahatınıza düşkünseniz sezon açılınca gidin daha tatmin edici görüntüler elde edersiniz. Kahvaltımızı yaptıktan sonra olmazsa olmaz keşif turumuza başladık. Öncelikle gölün girişi işletme olduğu için daha temiz tutulmuş işletmelerden uzaklaştıkça sizi sazlık ve bataklıklar bekliyor. İşletmenin hemen sağında o tepelerin oraya yakın bir otel inşaatı vardı. Onun dışında yiyecek içeceğe dair bir şey bulamazsınız yürüyüşte yanınızda götürmeyi unutmayın. Sıcağın en yoğun olduğu öğle saatlerinde hava buz gibi olsa da suya ayaklarınızı sokacak cesarette oluyorsunuz çünkü suyun o buz mavisi rengi sizi içine çekiyor bunun için bahar aylarında gidenlere fazladan çorap ve havlu ile gitmelerini önerebilirim. Ekstra bir macera arayanlar o tepelere tırmanmaya tereddüt etmesin. Yorucu bir tırmanıştan sonra ayaklarınıza serilen Salda manzarası her şeye değecek.

Sezonunda gidenler için kil banyosu yapmadan dönmeyin cildi yumuşatıp rahatlatan o kil’i bir daha bulmanız zor benim hala banyomda bir kavanozun içinde duruyor.

Tabi her güzel şeyi kolayca harcamakta üstümüze yok sizden ricam buranın güzelliğine saygı duyarak gezmeniz. Atıklar yüzünde harap olmak üzereyken çevreciler sayesinde toparlanıyor bunu da köydeki bir amcadan duyduk. Gölden merkeze ve merkezden göle gelmek sıkıntı otostop çekip köyün merkezıne oradanda otobüslerle Burdur’a geçebilirsiniz. Yaz sezonunda Yeşilovadan minibüsler kalkıyor.

Karanlık bastımadan odun toplamak için kamp alanına geri döndük. Yukarıda yolun arkasında dik çam ağaçları arasında odun toplayıp, çay içip, Saldayı izleyebileceğiniz bir tepe daha var. Çok dik olduğu için burada kamp atamazsınız çok tepeye tırmanırsanız da muhtemelen ya güneşten kavrulursunuz ya da rüzgârdan savrulursunuz tabi farklı ekipman ve yöntemler deneyebilirseniz başka

Yağmurlukla gittiğimiz Salda gölünde ilk gece ıslanarak, ikinci gece aniden bastıran kar yağışı ile donarak, tepelerinden kır çiçekleri toplayıp, sanki tüm gece kar yağmamış gibi saat sabahın 9.00’unda yakan güneşin altında kısa kollu ve askılılarla geri döndük. Dönüş yolunda geliş yolundan daha çok öğrendik. Yazın bile soğuğu sıcağı belli olmazmış, her sene biri mutlaka boğulurmuş, mars yüzeyiyle benzerliği olduğunu öğrenmemizde cabası, zamanında çok bilim insanın ziyaret ettiği bu yer şimdilerde adı çok duyulduğu için yerli tatilcilerin akını altında bu yüzden koruma altına alınması zorlaşıyor. Keşke üzerinde inşaat projeleri yapılana kadar koruma projeleri yapılsa

Gittiğinizde yaşadığınızı hissedeceğiniz bu yerle ilgili anlatacaklarım bu kadar, sizlere gidip anlattıklarıma ek deneyimler yaşamak kalıyor.

Diğer Yazılarımız Buraya Tıklayarak İnceleyebilirsiniz.

Yazar: İdil Civelek

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment